Bir defterin vardı...

10 Ağustos 2009 Pazartesi


Masanın birine oturmuş cicili bicili bir deftere yazı yazan bir kız gördüm bugün.
Seninde öyle defterin vardı...
Renkli renkli sayfaları vardı
Alırdım... yazardım bişeyler ve tabiki okutmazdım
Zorla alırdın elimden
Sen de yazardın ve kesinlikle okutmazdın bana..
Ah o defter...
Duruyor mudur bir köşede hâlâ...
Ah o defter , o defter...
Gecenin üçünde düştü aklıma...

Fatih


- Yorumlar (20) - Bu yazı 52347 kez okundu



BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Vakit gece yarısı.. Birden açıyorum gözlerimi gecenin karanlığına. Rüya imiş diyorum bir bardak su içtikten sonra. Bugün de gitmez gözümden hayalin.

Ve gelip bu yazıyı gördüm. Vardı onun da bir defteri ama tek farkla.. Herkese okutmaya bayıldığı sonra "nasıl olmuş" bakışı attığı.. Vardı onun da ciltsiz kapaksız sadece sayfalardan oluşan bir defteri. Belki o yüzden kapatamadım ben. Defteri kapaksızdı, cilsizdi, ama vardı..

sumisali [10 Ağustos 2009 Pazartesi]

Belki adı da hüzün defteri şimdilerde..

Mehlika.. [10 Ağustos 2009 Pazartesi]

o defterler saklanmaz mı hiç?
tertemiz duyguların aktarıldığı, dilden dökülmeyenin ancak kalem aracılığıyla sevgiliye iletildiği, saf mutlulukların tanıkları, yaşanılan duyguları en iyi anlatan renkler ki; pembe, sarı, yeşil, mavi yapraklı, dediğiniz gibi cicili bicili defterler...
onlar duruyor da, biz onlar gibi duramıyoruz işte...
saklanıyor o defterler yaşanılan en güzel günlerin hatıraları, açılıp bakılıyor, yüzde tebessüm tekrar o günlere dönülüyor, ama defter kapanıpta içine hapsederken mutlulukları can yakıyor, yürek burkuyor...

güllerin sahibi [10 Ağustos 2009 Pazartesi]

bizim için umut varmı dedim hiç düşünmeden yok dedi..

berr [10 Ağustos 2009 Pazartesi]

gecenin üçünde düşmüşse aklınıza demek ki aklınızdan çikmiş... Yani UNUTULMUŞ... Şimdi söyler misiniz unuttuğunuz veya aklınızdan cıkmış bir kişi{derken bu onun defteri,kitabı veya baska bir esyası olabilir bu da SEVGİLİ yi anlatır bize; ki bu değil midir Sünnet-i Seniyye ye ittibanın esas menbaı) nasıl SEVGİLİ olur... Ya biz sevmeyi bilmiyoruz ya da sevdiğimiz kişi GERCEK SEVGİLİ değil!!!!!

AY YÜZLÜM [11 Ağustos 2009 Salı]

@Ay yüzlüm, sözleyemediğini ben söyliyeyim: Evet! Ben sevmeyi bilmiyorum.. bilsem ne işim olur buralarda...

Fatih [11 Ağustos 2009 Salı]

bendede var öyle bi defter.ondan gizli yazdıklarım ona söyleyemediklerim.elbetteki haberdar bu defterden.beraber kaldıımız zamanlarda ben uyuduktan sonra çok kez gizlice okunmuş bu okumalar çoğu kavgaya sebep olmuş bi defter.ama şimdi sadece canımı yakıo.o şimdi asker hemde bana beni bekleme başkasına aitim dierek gitti ama ne çare neye çare!!!!!!!!

birqül [11 Ağustos 2009 Salı]

Sevmeyi bilmiyorum.. Bilsem ne işim olur buralarda?
sevmeyi bilsem sevdiğim yanımda olurdu ben de ancak kaybetmeyi biliyorum anlaşılan. ve kaybettiğimi hazmedememeyi biliyorum belki de onun için hala burda işim..

sumisali [11 Ağustos 2009 Salı]

Gereği Düşünüldü.. Düşünmek Gereksizdir...

Nht YLMZ [12 Ağustos 2009 Çarşamba]

O defterler, o defterlerden yırtılan sayfalara yazılmış mektuplar, peçetelerin üzerine, kitapların içine yazılan notlar... saklanır, saklanır da aradan geçen onca yıl sonra ne okuyan aynı okuyandır, ne yazan aynıdır... aradan geçen zaman artınca, kazara bulunca "mazi"yi, gülümser geçilir.. Ne atmaya kıyılır, ne sık sık açıp bakılır.. ne de olsa geçmiş, geçmiştir..

Hani Sertab söylüyor ya şakısında;
....Geriye sadece yarım yarım sevgiler,
Yüzüme inceden uzun uzun çizgiler..
Öznesi kalan süresi kalan cümleler....
...................................

Nurdan [13 Ağustos 2009 Perşembe]

Hatırlanan güzel anlar. Hatırlanacak güzel bir anım hiç olmadı... Olmayacak gibi de görünüyor... Öyle bir beddua verdinki Acem Kızı , hangi çiçeğe elimi uzatsam çiçek kuruyor... Çiçek kurmasa toprak o çiçeği kabul etmiyor... Artık al şu bedduanı geri... Yoruldum yükünü çekmekten acını duymaktan.........

Mustafa BOYRAZ [13 Ağustos 2009 Perşembe]

benimde var öyle bi defterim...yazmaya hiç doyamadığım ama kilit vurmak zorunda bırakıldığım renkli sayfaları olan bir sırdaş...ilk okuduğunda sen daha çok seviyorsun dediği ve beni ilk kez kurşunlamasına sebep olan o defter...hala saklıyorum ama ne kadar istesemde yazamıyorum...

hamuş [14 Ağustos 2009 Cuma]

@Ay yüzlüm , akla düşmek ile unutmak bir birinin zıttı kavramlar değildir. velhasıl sevgiliye ait pek çok şeyi unutmak da sevgiyi aşkı sınamak için bi ölçü değildir. velevki unuttuğun gözlerinin rengi olsun. ha bi an hatırlarsın gözlerinin rengini , ama başka bi an aklına düşer ve öylece kalır gözleri.. ne önemi vardır ne renk olduğunun ve hatırlayıp hatırlayamadığının..
Aşk anılar hatıralar biriktirmek için yaşanmaz, aşk hatırlansın diyede yaşanmaz... aklıma düştün ve ben yine aşka düştüm
Aşık olasın emi..

Hkmt [17 Ağustos 2009 Pazartesi]

acaba defterlere yazılanlar aslında o kişi için hissettiklerimiz mi, yoksa zaten her kim olsaydı da hissedeceklerimiz mi? sadece sevme ihtiyacımız bizi eyleme götüren şey gibi geliyor bazen... bilemiyorum....

sezgi [20 Ağustos 2009 Perşembe]

sevgi midir sevdiğimiz yoksa sevgili mi!! ...bilmiyoruz sevmeyi milyonlarca yüreğin içinden bi yürek yarımız olamıyorsa evt bilemiyoruz sevmeyi SEVGİYİ ve sevgiden ne beklediğimizi belki de sorun yüreği koşulsuz şartsız teslim etmeyi bilmemektir karşıdaki yüreğe..bu yüzdendir onca sayfa onca yaşanmışlık ya da yaşanılmamışlık;pişmanlık..akıl ermez mantığa sığmaz adı aşk işte yok ötesi cesaret ister yüreğini koyacaksın ortaya korkmayacaksın varsın bi an sürsün; varsın bi ömür evet değer hatırlamaya kimi zaman bi bakışı kimi zamansa bi gülüşü gecenin bi yarısı ya da gündüzün ortası farketmez adı AŞK ise acıya da değer kahkaya da...

---YeŞiM--- [5 Eylül 2009 Cumartesi]

Ardından yazılan bi mektupta burda..
http://www.gerzeninsesi.com/makale_goster.asp?id=198&yazid=10213
Okuyun derim..

Salih [8 Eylül 2009 Salı]

Eskiler şehrengizler yazarmış bir şehrin güzelliğine ve o şehirdeki güzellere dair...Ey efsunlu şehir adına şehrengiz yazdım,yarım bıraktılar...hitamı karanlık,kapkaranlık bir usanca bıraktım..Bir melal ki zaman zaman denize atılmış;bir usanç ki ruhun ta derinine itilmiş ve öyle bir azap ki küllerinin altında hala sıcak kalmış...
Gül güzel imiş,bülbül ise güle meftun.Bir sabah gülün yanına varmış uzun uzun anlatmış ve ağlamış...Ne mi demiş?Ne dediği aşikar...Sonra gülün dikenleri bülbülü kanatmış, kanını içmiş.İçtikçe yüzüne renk gelmiş,ateşin bir kırmızı olmuş yüzü....Bülbül mü?Öyle yığılıvermiş yere kupkuru...
Ben de anlattım ve ağladım,usancım içimde....Efsunlu şehir mi?onun yüzü ALEV gibi kırmızı,gülleri kıskandıracak kadar.....
Üç sene önce,içimde fırtınalar koparken beni aguşunda misafir kılan bu güzel beldenin yapımcılarına ve içindekilere selam ederim.Üç sene sonra yine geldim,karanlık bir dehlizin içinde iğne ucu kadar bir aydınlığı görmek temennasıyla...içimde sadece bir çiçeği sevebilecek kadar bir sevgi var.onu da ikiye böldüm.biri yaşayabilmek için diğeri de ondan nefret edebilmek için....
Yar yar !.. Seni kara saplı bir bıçak gibi
sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

ADRİANA [12 Eylül 2009 Cumartesi]

Herkes sussun.Hiç kimse konuşmasın.Sadece sana ifade eden bu yürek sadece senin olsun

altan [16 Eylül 2009 Çarşamba]

çok güzelmiş çok ßeğendim ßenimde çok hoş şiirlerim war ama kimseye okutmuyorum aslında ßende ßir şairim kendimce okulda ßugün ßaşladı.. okula giden tüm arkadaşlarıma ßaşarılar diliyorum..

esra [24 Eylül 2009 Perşembe]

yine fenalardayız

serkan [18 Kasım 2009 Çarşamba]
YORUMUNU EKLE